Cuma, Nisan 27, 2007

Uçak Yolculukları


Geçen hafta abimin nişanı için gittiğim trabzon'a ulaşım aracı olarak uçağı tercih ettim, biletleri de havayollarından aldım, malum öğrenciye indirimli, ben havayollarının yolcularını daha medeni daha bir görmüş geçirmiş beklerken çok yanılmışım. Giderken bindiğim koltuğun önünde oturan adam uçak kalkar kalkmaz koltuğu yatırdı, iki kez uyarmama rağmen, boyumun 1.90 olduğunu söyleyip sıkıştığımı anlatmama rağmen istifini bozmadı, en son hostes imdadıma yetişti, indik, nişan iyiydi, trabzonu da özlemişim, bir iki turladım, dönüş yolculuğunda yanıma trabzon yerel kanallarında çalışan bir bayan ve veledi denk geldi, model olarak kadın kendine modern, uzlaşımcı anneliği tercih etmiş, velet 5 yaşında, yolculuk bitene kadar ayağıyla beni çiğnedi, kafasıyla çarptı, diziyle dürttü, annesinin en büyük uyarısı ise yapma oğlum bak abiyi rahatsız ediyorsun oldu, en son elimdeki kitabı sinirli şekilde kaldırıp çantama koyunca bir kitap okutmadın abine deyiverdi, ben de sahte bir gülümseme attım çocuğa, bi an düşündüm, annemin ellerine sağlık diye, ben böyle birini rahatsız edecek olsum annem gererdi tokatı o yaşlarda, ama en azından sağda solda bloglarda sitelerde arkamdan konuşturmazdım, veya bugün uçakta otobüste kimseyi rahatsız etmeden yolculuk yapma yeteneğine sahibim. Uçak iner inmez herkesin yerinden kalkması, sonra merdivenler gelene kadar 5 dakika ayakta beklemesi olayına ve iner inmez açılan cep telefonları olayına ise hiç değinmeyeceğim. daha 100 fırın ekmek yememiz lazım muhasır medeniyet seviyesi için.

Çarşamba, Nisan 18, 2007

Terry Tate ile Daha Verimli İş Saatleri


special thanx to thunder

Pazartesi, Nisan 16, 2007

Kitaplar, kitaplar


kitap okuyor musunuz? kitap okuyanları nasıl görüyorsunuz? kitap okuduktan sonra ruhunuzda, duruşunuzda, adım atışınızda, yemek yiyişinizde, nefes alışınızdaki değişimleri hissedip heyecanlandınız mı? en son ne zaman bir kitap aldınız? ne zaman kitap hediye ettiniz? kütüphanenizde duran kitaplara bakıp gurur duydunuz mu? veya bakıp ne kadar az kitabım var diye üzüldünüz mü? hayallerinizden biri de bir oda kitapla dolu büyük bir kütüphane mi? veya kendinize ait ahşap, üstünde ışığıyla bir okuma masası mı? dostlarınızla oturup okuduğunuz bir kitabın tartışmasını yaptınız mı? bir dostunuza kitap önerdiniz mi hiç? otobüste kitap okuyan birinin ne okuduğunu deli gibi merak ettiniz mi? ne okuduğunu gördükten sonra benim bu kitaptan niye haberim yok diye üzüldünüz mü? ve yine üzüldünüz mü şehrinizin binlerce kitabı olan bir halk kütüphanesi olmamasına ve iskenderiyede zamanında yakılan kitaplara? hiç bir kitapçıya girip saatlerce çıkmadığınız oldu mu? kitapların pahalılığından şikayet ettiniz mi hiç? hiç paranız olmasa bile bekleyip kitabın orjinalini aldığınız oldu mu? siz hiç kitap okudunuz mu?

Efsane Reklamlar - 2


seslendiren robert de niro

Cumartesi, Nisan 14, 2007

Perşembe, Nisan 12, 2007

MİLANO Siamo Noi



ömer "chota" fatih abi ile 50 liralık herhangi sayıda kitabına iddiaya girmiştik turuna, ilk maçın sonunda geçmiş olsun telefonu geldiğinde de kendimden ve milan'dan emindim, çünkü şu şampiyonlar ligine en yakışan takım kim deseler en ölü kadrosuyla bile her sene harika top oynayan Milan derim hiç çekinmeden, bu gece de müthiştiler, o savunmaya gol atmak ancak ronaldo rooney gibi hücum güçleriyle olabilir, onlar da milan'ın çömezi roma'ya romada yenildiler, milan roma'ya hiç benzemez, bence tur ve kupa yine milan'ın olacak, iddiaya girmek isteyenler mail adresimden ulaşabilirler :)

Ülkemde Gazete Başlıkları


en ilginç gazete başlıkları spor sayfalarından gelir ülkemizde, onun dışında vakit'in bomba başlıkları olur, star da eskiden sağlam başlıklar atardı, dün bildiğiniz gibi manu-roma maçı vardı 4-0 da dedim başlık manu 4*4'lük, 5'te roma arkayı beşledi, 6'da roma altına kaçırdı, 7'de manu roma'yı yedi bitirdi ve beklediğim oldu bugün iki gazeteye baktım ikisinin de başlığı aynı acaba ne zaman ciddiyeti deneyecek gazetelerimiz???

Salı, Nisan 10, 2007

Bi Mahmut Hocadan Bi De Telekomdan


ne çektiysek bu ikisinden çektik rahmetli kemal sunal'ın dediği gibi, özelliştirilirken kıyamet koptu ben bile amcam için imza topladım, bişeyler değişir daha kaliteli ekiple çalışır dedik özelleşince de, özelleşti de ne oldu, basit bir telefon hattını 15 günde ancak bağladılar telekoma 5 metre uzaklıkta olan eve, böylelikle bizim blog da baya bi geride kaldı gündemden...

Perşembe, Mart 22, 2007

Notre Dame de Paris-2

iyice sardım bu notre dame de paris'e ama sarılmayacak gibi de değil, duygu yoğunluğu, müzikler, anlatılmak istenen aşkın ne kadar büyük olduğunun 3 dakikada anlatılması...

Ben Fatto Kimi!


pazar günü yatmadım yarışı izledim, schumi'siz ilk yarış, ayağı kırıldığı dönemi saymıyorum tabi, yarışı kimi kazandı, podyuma çıkmadan önce bi telefon, ben eşi arıyor diye tahmin ediyordum ki, la gazzetta olaya açıklık getirdi, arayan schumi'ymiş, hat gidip geldiği için net konuşamamışlar ama, eee efsanesiz bir podyum düşünülemez, kendisi olmazsa sesi olur.

Cumartesi, Mart 17, 2007

Notre Dame de Paris

bir cümleyle bir kadının güzelliğine iltifat edin deseler;

Cuma, Mart 16, 2007

Çanakkale Şehitleri



Pazar günü Çanakkale Şehitlerini anıyoruz, her sene anıyoruz zaten başka birşey yaptığımız yok, Çanakkale'ye gidip anıtın orda veya şehitliklerde fotoğraf çektirenler daha bir anmış oluyor, 5 saat sonra evlerine sıcak yataklarına döndüklerinde atalarının savaştıklarından hiçbir farkları kalmıyor birçoğunun, bugün atalarımızın çanakkalede savaştıklarıyla savaş başlatıyoruz deseler, yeni zelandadan veya ingiltereden değil, beyni, fikri uçkuruna kaçmış liselilerden sonra da diğer gençlerden başlamamız gerekecek, gençler bırakın atalarından utanmayı, onları kabul etmiyorlar bile, Allah sonumuzu hayır eylesin...




Sonra cinsi nuruk, ahlakı fena
Bir sürü türedi, girdi meydana
Nerden çıktı bunca veledi zina
Yuh olsun onların ham ervahına

Çarşamba, Mart 14, 2007

Tevfik Fikret


Her insan hata yapabilir, yapar, yapmak zorundadır, önemli olan bu hatadan dönebilmektir, biraz zor olur hele yapılan fikri bir hataysa, nefse ağır gelir, bir yerde kendini yalanlamaktır,ama sonuçta bu değişimi yapabilenler tarihe isimlerini de yazdırabilmişlerdir, bir tanesi de Tevfik Fikret, Sultan Abdulhamid Han'a ermenilerin düzenlediği ve 10 dakikalık bir gecikme sonucu başarılı olamadıkları suikast sonucu Tevfik Fikret'in kaleminden şu dizeler çıkıyor ;


Ey şanlı avcı dámını bihude kurmadın / Attın fakat yazık ki, yazıklar ki vurmadın! / Málik sesin o sevret-i ra’din-i gayza ki / Her yerde hiss-i hakk u halásın muharriki / ...Dursaydı bir dakikacağız devr-i bi-sükun / Bir hayr olurdu misli asırlarca gelmemiş’ (Ey şanlı avcı, tuzağını boşyere kurmadın, attın ama yazıklar olsun ki, vuramadın! Öfkeyle ve kızgınlıkla gürleyen sesin, hak ve kurtuluş duygusunu heryerde harekete geçirendir. O an bir dakikalığına devam etseydi, örneği asırlar boyu görülmemiş bir hayır, bir iyilik olurdu).


tanıdık geliyor değil mi? bugün de bu tarz yazarlar şairler çokça bulunmakta, dünya çapında ödüller almaktalar, beş para etmez oldukları halde, üstte alıntı yaptığım şiir de birçok kişi tarafından ezbere bilinmektedir, ne de olsa devletine, dinine, değerlerine isyan eden her zaman popüler olur, bazı kitlelerin gözünde kahramanlaşır, ama aynı insan yaptığı hatayı farketmiş ve yanlış yaptığını haksız olduğunu anlamış olsun, sizce o kişi veya yeni fikirleri, yeni şiirleri aynı popülerlik derecesine ulaşır mı? tabi ki hayır, buyrun aynı yazarın yani Tevfik Fikret'in yıllar sonra ne kadar yanlış yaptığını anladıktan sonra yazdığı bir başka şiir;


Nerdesin Şevketli Abdulhamid Han
Feryadım varır mı Barigahına
Ölüm Uykusu'ndan bir lahza Uyan
Şu Nankör bak Günahına

Tarihler adını andığı zaman
Sana hak verecek ey Koca Sultan
Bizdik utanmadan İftira atan
Asrın en siyasi Padişah'ına

Divane sen değil, meğer bizmişiz
Bir Çürük ipliğe Hülya dizmişiz
Sade Deli değil, Edepsizmişiz
Tükürdük Atalar Kıblegahına

Milliyet Davası Fıska büründü
Rida-yı diyanet yerde süründü.
Türkün ruhu zorla asi göründü
Hem Peygamber'ine, hem Allah'ına.

Sonra cinsi nuruk, ahlakı fena
Bir sürü türedi, girdi meydana
Nerden çıktı bunca veledi zina
Yuh olsun onların ham ervahına

Tahrike yeltenip tac ve tahtını
Denedi bu millet kara bahtını
Sınadı sillenin nermü sahtini
Rahmet Sultanım suz-ı ahına

Padişah hem zalim, hem Deli dedik
İhtilale kıyam etmeli dedik
Şeytan ne dediyse biz beli dedik
Çalıştık fitnenin intibahına

Çok kişiye şimdi vatan mezardır
Herkesin beladan nasibi vardır
Selametle eren pek bahtiyardır
Bu şeb-i yeldanın şen sabahına

Sen hafiyelerle dem sürdün ancak
Bunlar her tarafa kurdu salıncak
Eli yüzü kara bir sürü alçak
Kemend attı dehrin mihrü majına

Hoş oldu cilvesi bu hürriyetin
Tadı yok amma şu meşrutiyetin,
Deccal'a zil çalan böyle
Bundan başka çare yok ıslahına

Lakin sen Sultanım gavsı ekbersin
Ahiret'ten bile himmet eylersin
Çok çekti şu millet, murada ersin
Şefaat kıl şahım, meded hahına.


1,2,3 ve özellikle 5. dizeye dikkat!


sizce de bugün aynı tarzda hatalar yapılmıyor mu? tarih tekerrürden ibarettir, önemli olan tarihten ders alıp aynı hataları tekrarlamamaktır, ama küffar bu çabayla devam ederse yeni neslin öğrenebilecek tarihi de kalmayacak, bizim de küffarla savaşımız sonsuza kadar devam edecek...

Pazartesi, Mart 12, 2007

Tribünde Dostluk Mu? hayır almıyım...


tribünlerde dostluk felan olmaz bunu bugün bir kez daha anladık, maçtan önce beraber fenere sövmeler en fazla maç içinde yapılan sert bir faule kadar etkisi sürüyor...maçın başında

sevgi pıtırcığı kesilen yılların tribün reisleri de 90 dakika bitiminde gerçek hayatlarına dönüyorlar, haklı çıkan yine biz oluyoruz, bir de şunu anladım, Trabzonspor deplasman tribünü en azından bir 10 yıl daha adam olmaz...

Pazar, Mart 04, 2007

Ermeniler, Sözde Soykırım ve II. Abdulhamid Han


Niçin böyle lastik gibi yüzyıla yakın bir zamandır bu safsata uzatılır bilmem, tüm dünya güneşi gördüğü gibi görüyor ki ortada soykırım moykırım yok, bunu biraz kitap kurcalayan Ermenilerin kendisi de biliyor, Fransızı da biliyor, kendini beğenmiş, pazarlıkla anlaşıp Nobel sahibi yazar da biliyor, ben de biliyorum, Sultan'ın kendisi de biliyor, anılarını yazarak bu bilincimize bilinç katan İsmet Bozdağ da biliyor, evdeki kütüphanemi karıştırmasam böyle aydınlatıcı bir kitabı okumadan yaşayacaktım, neyse ki böyle bir olumsuzluk olmadı, olayları birinci şahıstan okumanın mutluluğunu yaşadım, buyrun ben parmağınızın ucuna kadar getiriyorum kitabı, pazarlığı kendinden yapılmış, size sadece tıklaması kalıyor, kendi tarihimize seyirci kalmamak için;http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=39655&sa=21263618&session=12887170488233512351&LogID=

Cuma, Şubat 23, 2007

Bıktım Artık


bir kere de şu fener başarılı olsun artık avrupada, dakika 86, skor 1-2, bizim lokmana dönüyorum, olum bu fener diyorum, 94. dakika bile olsa gol yiyip elenecektir, o kadar eminim ki kendimden o an 100 dolarına iddiaya bile girerim :), neyse, kafamızı çeviriyoruz, AZ serbest vuruş kullanmak üzere, sonuç? üstteki resim ipucu veriyor mu? :)

Perşembe, Şubat 22, 2007

Lily Allen


nil karaibrahimgil'den nefret ettiğim derecede onun ingiliz versiyonu denebilecek bu kıza hasta oldum, hele o ingiliz aksanıyla "ok" "tasty" deyişi yok mu, dinlemenizi öneririm, everythings just wonderfull, LDN, Smile, littlest things sağlam parçalar. Çok bunaldım bu dünyadan diyenlerin alternatifi olacakmış gibi, izlemedeyim...

Çarşamba, Şubat 21, 2007

machiavelli

dinsiz imansızın tekidir o yönünü sevmem ama günümüz dünyasında ayakta kalabilmek için bikaç tavsiyesini de tutmak lazım. tupac da bu tavsiyeleri dinleyenlerden her ne kadar şu anda "sleeping with the fishes" modunda olsa da, hem ne demiş arkadaşımız "esara mia colpa, se cosi é?" böyleysem suçlu ben miyim? buyrun, psiko analizini bu kitapları okuyarak daha iyi yapabilirsiniz: http://www.gutenberg.org/etext/10827 ...

Cuma, Şubat 16, 2007

sonny baba gündemi takip ediyor, yaşanan olayları onun gözünden takip edin, bu arada michaelcorleone blogunu alan gereksiz blog usera teessüflerimi iletiyorum, yine de herşeye rağmen yaşasın corleone ailesi kardeşliği