Pazar, Haziran 03, 2007

Tiryaki Hasan Paşa ve Kanije Müdafaası


90 yaşında bir cengaver, elinde kimi kaynaklara göre 9000 kimi kaynaklara göre 4000 asker, bir kale 100 ufak çaplı top, çok az erzak, çok az barut, düşman 100000 kişi, hepsi çok iyi durumda, kaleye en yakın destek belgrad'da , padişahın kanije'ye saldırı yapıldığından haberi bile yok ve daha nice sayılacak olumsuzluk...
Siz böyle bir durumda ne yapardınız? kaleyi ölümüne savunurdunuz di mi? şimdi Tiryaki Hasan Paşa'nın da böyle yaptığını sanıyorsunuz? evet öyle yaptı ama esir düşman askerlerini yağla balla besleyip kaçmalarına izin vererek düşmanlara durumlarının iyi olduğunu sanmalarını söyleyene kadar, şehitlerin ceplerine sadrazama yazılmış gibi gösterilen ve durumlarının gayet iyi olduğunu söyleyen mektuplar yazıp onları sur dışına bırakarak, böylelikle düşmanlara kalenin erzak durumunun çok iyi olduğu izlenimi veriliyordu ve aynı düşman padişahın saldırıdan haberinin olduğunu sanıyordu, bunların hepsini 90 yaşındaki cengaver yapıyordu, en iyi hamleyi de en sona saklıyordu Hasan Paşa;
bir gece vakti mehteran bölüğünün hücum marşı eşliğinde 4000 asker kaleden birden büyük gürültüyle çıkıyor, hazırlıksız alman, italyan, avusturya, ispanyol askerlerinin içine dalıyor, ne olduğunu anlayamayan düşman askerleri 50000 ölü veriyor, evet, ordunun yarısı imha ediliyor, bunların çoğu da panik halinde birbirlerini öldürmelerinden kaynaklanıyor...kale başarıyla müdafaa ediliyor, haberleri duyup çok sevinen padişah Tiryaki Paşa'ya övgüler diziyor ve hediyeler gönderiyor, ayrıca kendisini vefat edene kadar yapacağı budin beylerbeyliği görevine getiriyor, bunun üzerine Paşa hem alçakgönüllülüğünden hem üzüntüsünden şu sözleri söylüyor;

"kanije'de ettiğimiz küçük bir hizmete karşılık bize vezirlik vermişler ve "hatt-ı hümayun" göndermişler. halbuki, kanuni sultan süleyman, makbul ibrahim paşa'yı tam bir yetkiyle kendi yerine vekil tayin ettiği zaman bile o'nun eline bu kadar iltifatlar ihtiva eden bir mektup vermemişti. rahmetli piyale paşa, yavuz sultan selim hazretlerinin damadı olduğu ve deniz muharebelerinde bütün hıristiyan hükümdarlarının donanmalarına galip geldiği ve sakız adasının fethi gibi nice muvaffakiyetler elde ettiği halde kendisine vezirlik çok görülmüştü. islâm halifesi'nin hatt-ı hümâyûnu kanije muhasarası gibi küçük bir hizmete mükafat olmaya başladı. devletin vezirliği, benim gibi kocamış kimselere kaldı. buna üzülmeyeyim de neye üzüleyim!"

işte biz böyle bir ecdadın torunlarıyız, keşke onlara layık olabilsek, daha geniş bir zamanda Paşa'nın kale içinde askerlerine yaptığı nutkunu da yazacağım ama merak edenler Çamlıca Basım Yayın'dan çıkan Tarihi Hakikatler kitabının 89. sayfasından bu nutku okuyabilirler...

Hiç yorum yok: