"tohum toprak içinde gizlendiği , zahmetlere katlandığı için ,bostan yeşerir güzelleşir."
MEVLANA
Salı, Mayıs 13, 2008
Perşembe, Mayıs 08, 2008
Celaleddin-i Rumi
kör cehalet çirkefleştirir insanları !
suskunluğum asaletimdendir...
her lafa verecek bir cevabım var...
lakin bir lafa bakarım laf mı diye,
bir de söyleyene bakarım 'adam' mı diye...
MEVLANA
suskunluğum asaletimdendir...
her lafa verecek bir cevabım var...
lakin bir lafa bakarım laf mı diye,
bir de söyleyene bakarım 'adam' mı diye...
MEVLANA
Perşembe, Mayıs 01, 2008
Allah Dostu
Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel;
Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel.
ÜSTAD
Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel.
ÜSTAD
İtoğlu İt
Bugün referans gazetesinde bir habere çarptı gözüm, maliye bakanı (!) Kemal Unakıtan konuşuyor, artık beklemeyin öyle yüksek büyüme düşük enflasyon diyor, dünyadaki sıcak para akışı durmuşmuş emtia fiyatları da yükselmişmiş, herkes hesabını iyi yapacakmış,
geçtiğimiz 6 senelik yükselişi sorunca öyle yönettik böyle yönettik diyenler neden iş düşüşe gelince piyasayı suçlamaya başlarlar, ama bi laf vardır ben şöyle kısaltayım, öyle millete böyle bakan, alın hayrını görün.
geçtiğimiz 6 senelik yükselişi sorunca öyle yönettik böyle yönettik diyenler neden iş düşüşe gelince piyasayı suçlamaya başlarlar, ama bi laf vardır ben şöyle kısaltayım, öyle millete böyle bakan, alın hayrını görün.
Salı, Mart 25, 2008
Aynalar Yolumu Kesti
AYNALAR YOLUMU KESTİ
Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
İşte yakalandık, kelepçelendik!
Çıktınız umulmaz anda karşıma,
Başımın tokmağı indi başıma.
Suratımda her suç bir ayrı imza,
Benmişim kendime en büyük ceza!
Ey dipsiz berraklık, ulvî mahkeme!
Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!
Nur topu günlerin kanına girdim.
Kutsî emaneti yedim, bitirdim.
Doğmaz güneşlere bağlandı vâde;
Dişlerinde, köpek nefsin, irade.
Günah, günah, hasad yerinde demet;
Merhamet, suçumdan aşkın merhamet!
Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
Gözyaşı döksem, Nuh Tufanına denk?
Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.
ÜSTAD
Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
İşte yakalandık, kelepçelendik!
Çıktınız umulmaz anda karşıma,
Başımın tokmağı indi başıma.
Suratımda her suç bir ayrı imza,
Benmişim kendime en büyük ceza!
Ey dipsiz berraklık, ulvî mahkeme!
Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!
Nur topu günlerin kanına girdim.
Kutsî emaneti yedim, bitirdim.
Doğmaz güneşlere bağlandı vâde;
Dişlerinde, köpek nefsin, irade.
Günah, günah, hasad yerinde demet;
Merhamet, suçumdan aşkın merhamet!
Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
Gözyaşı döksem, Nuh Tufanına denk?
Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.
ÜSTAD
Salı, Mart 11, 2008
Trabzon'un Özeti
Karadeniz insanının en tipik örneğidir Nihat Genç...
Onlar gibi fevridir; gürledi mi en en üst perdeden gürler.
Lakin bu fırtına çabuk diner; ardından sevginin, gözyaşının en su katılmamışı sökün eder.
O, hayatını yazsa Trabzon'un tarihi diye okuyabiliriz belki...
Nisan 2005'te Akşam'da ata şehrinin galeyanını yazdı Nihat...
Papaz katili 16 yaşındaki genci daha iyi anlayabilmek için bu önemli yazıdan, Karadenizliyi tanımlayan özellikleri cımbızlıyorum:
Coşkuda huzur bulma: "Dünyalılar için huzur, sakinlik, dinginlik, sabır, bekleyiş ve rahatlıktır. Trabzonlu için huzur, coşkudur. Dellendikçe, kafaları karıştıkça, kendilerini kaybettikçe huzur bulurlar."
Şehvet dolu enerji: "Bu şehir tarihten bugüne, sebebi henüz keşfedilmemiş bir gençlik enerjisiyle mağdurdur. Şehvet dolu enerji... Her şeyi kudurmuşçasına yapan bir iştah... Kabından çıkamayan bu enerji, her insana, her aileye akılalmaz derinlikte ıstıraplar yaşatır."
Kendine aşırı güven: "Yerinde duramaz, kabına sığmaz bu tarifsiz enerji, hayal kurmayla birleşince, asırlardır Trabzon'un çocukları en uzak ülkelere,
en uzak adalara kaçıp göçüp giderler."
Onlar gibi fevridir; gürledi mi en en üst perdeden gürler.
Lakin bu fırtına çabuk diner; ardından sevginin, gözyaşının en su katılmamışı sökün eder.
O, hayatını yazsa Trabzon'un tarihi diye okuyabiliriz belki...
Nisan 2005'te Akşam'da ata şehrinin galeyanını yazdı Nihat...
Papaz katili 16 yaşındaki genci daha iyi anlayabilmek için bu önemli yazıdan, Karadenizliyi tanımlayan özellikleri cımbızlıyorum:
Coşkuda huzur bulma: "Dünyalılar için huzur, sakinlik, dinginlik, sabır, bekleyiş ve rahatlıktır. Trabzonlu için huzur, coşkudur. Dellendikçe, kafaları karıştıkça, kendilerini kaybettikçe huzur bulurlar."
Şehvet dolu enerji: "Bu şehir tarihten bugüne, sebebi henüz keşfedilmemiş bir gençlik enerjisiyle mağdurdur. Şehvet dolu enerji... Her şeyi kudurmuşçasına yapan bir iştah... Kabından çıkamayan bu enerji, her insana, her aileye akılalmaz derinlikte ıstıraplar yaşatır."
Kendine aşırı güven: "Yerinde duramaz, kabına sığmaz bu tarifsiz enerji, hayal kurmayla birleşince, asırlardır Trabzon'un çocukları en uzak ülkelere,
en uzak adalara kaçıp göçüp giderler."
Cuma, Şubat 29, 2008
5 Yıldızlı
dün bir muhabbet içinde geçti, aynı otellerde olduğu gibi herşeye yıldız verilse, nasıl bir otelde kalacak insan en iyisini araştırmasına gerek olmadan birileri onun yerine araştırıp derecelendiriyorsa, başka şeyler de derecelendirmeli ama herşeyden önce insanlar derecelendirilmeli, artık alnına mı ensesine mi basacaksın damgayı onu bilemem ama insanların göründüğü gibi olup olmadığı, dürüstlüğü, kültürü gibi standartlar belirleyip basacaksın damgayı o kadar kolaylaşır ki işler, o kadar güzel olur ki dünya.
Pazar, Şubat 24, 2008
ÖLÇÜ
herkes hayatına yön verecek bir motto bir ölçü bir gaza getirici söz arar, fazla uzaklara gitmeye gerek yok, şu iki söz bana yeter
İki günü eşit olan ziyandadır.
Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışın.
HADİS-i ŞERİF
kısa ve net.
İki günü eşit olan ziyandadır.
Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışın.
HADİS-i ŞERİF
kısa ve net.
Pazartesi, Şubat 11, 2008
Hoşgelin Yüreğime
pao gasol lakersta, bir de video hazırlamışlar,
oynadığım dönemlerde tip ve tarz olarak gasolu andırırdım bi iki kişi söylemişti .
oynadığım dönemlerde tip ve tarz olarak gasolu andırırdım bi iki kişi söylemişti .
Çarşamba, Ocak 30, 2008
Trabzon Tribünlerinden
aklıma gelmişken yazayım, 5-6 yıl önce, ibrahim bakayako ile görüşüyoruz, her zamanki gibi alamıyoruz, sonra lig başlıyor, maçtayım, takım berbat, yanımda bi tane dayı var, zaten bilerek hep dayıların yanına otururum, ne varsa onlarda var, neyse dayım darlanıyor, ulan bu ne biçim takım neydi hau uşağın adi, ha ibrahim buhari, hau adamı alsaydılar belki bişeler olurdu, zaten meşhurdur trabzonda futbolcu isimlerinin yanlış telafuzu trabzonda, sözlüğe yazmıştım buraya da kopyalayayım;
şota: şato (yerel basında ilk geleceği zamanlarda), ibrahim bakayako : ibrahim buhari (statta), marcelinho : marcelidinho ( ronaldinho etkisi), szymkowiak : şimkoviç (kısa yol) , shevchenko : şevçelenko, vugrinec : vugrinek, vugrinets ( 2 yıl kaldı hala nasıl okunduğunu bilmiyorum) , rune lange : run lenc ( halil şanlı, yerel spor spikeri, aslında kasmasına hiç gerek yok yazıldığı gibi okusa doğru olacak), marco aurelio : makorelli ( özkan sümer, aurelio'nun trabzonspor'dan ayrılmasında isminin bu şekilde telafuz edilmiş olmasının yattığını söyleyenler var )
şota: şato (yerel basında ilk geleceği zamanlarda), ibrahim bakayako : ibrahim buhari (statta), marcelinho : marcelidinho ( ronaldinho etkisi), szymkowiak : şimkoviç (kısa yol) , shevchenko : şevçelenko, vugrinec : vugrinek, vugrinets ( 2 yıl kaldı hala nasıl okunduğunu bilmiyorum) , rune lange : run lenc ( halil şanlı, yerel spor spikeri, aslında kasmasına hiç gerek yok yazıldığı gibi okusa doğru olacak), marco aurelio : makorelli ( özkan sümer, aurelio'nun trabzonspor'dan ayrılmasında isminin bu şekilde telafuz edilmiş olmasının yattığını söyleyenler var )
Çarşamba, Ocak 23, 2008
i still say
so the words you couldn't say
i'll sing them for you
and the love we would have made
i'll make it for two
for every single memory
has become a part of me
you will always be, my love
i'll sing them for you
and the love we would have made
i'll make it for two
for every single memory
has become a part of me
you will always be, my love
Cuma, Ocak 04, 2008
Third Eye Blind
hiçbir zaman değeri bilinmeyenlerden;
daha çok american pie'ın soundtrack'indeki semi charmed life isimli şarkısıyla bilinir ama üstteki deep inside of you daha bi vurucudur bu da semi charmed life;
daha çok american pie'ın soundtrack'indeki semi charmed life isimli şarkısıyla bilinir ama üstteki deep inside of you daha bi vurucudur bu da semi charmed life;
Pazar, Aralık 30, 2007
Raining Blood
ortaokul sonlarında başlayan lise 2'ye kadar devam eden hastalığımdır heavy metal, yurdum anadolu delikanlıları üniversitede metallica ile başlarken dinlemeye, 3 sene sonra şunu şunu şunu dinlersin sen deyip inandıramadığım ama yıllar geçtikten sonra haklıymışsın diyen çok arkadaşım oldu, herkes kendine bir yol haritası çizer ama başlangıç noktası metallica'dır çoğunun, işte benim terslik burdan başlıyor, elalem metallica unforgiven ile hüzünlenir enter sandman ile coşarken biz SLAYER ile adım attık camiaya, ilkokula 4. sınıftan gibi başlamak gibi bişey işte, üniversiteyi de 15 yaşında bitirip ayrıldık metal camiasından, yurdum üniversite gençliği yeni yeni coşarken metal müzikle biz vivaldilere, john williams'lara dönüş yapmıştık çoktan, ama bazen kafa işten bir olaya, trafiğe ona buna kontağı atmıyor değil, o zaman napıyoruz eve geliyoruz, açıyoruz winampı atıyoruz raining blood'u 4:16 sonra ne kirden eser kaldı ne lekeden, şimdilik sadece videosunu koyabiliyorum teknolojiyle aram hiç iyi olmamıştır mp3'ünü buraya koyamayacağım, son olarak , SLAYEEEEEER.
Cumartesi, Aralık 29, 2007
Trabzon Tribünlerinden

ilk maçıma 88-89 yılında gitmiştim, amcamla birlikte, numaralı tribündü, çocukluğuma ait ilk anılardan biridir. maç adanademirsporlaydı, 4-1 kazanmıştık, o gün bugündür gittiğim maçları keşke yazsaydım diye düşünmüşümdür, okuduğum kitapları yazdığım gibi, neyse konudan sapmayalım, bu başlıklar seri olacak, tribünde bugüne kadar yaşadığım enteresan komik olaylar var ve bir yere kaydetmedikçe unutulup gidiyor, mesela yanılmıyorsam 2001 yılında 1-1 biten galatasaray maçında kalearkasının dışından sahaya soyulmuş mandalina atılması gibi, abi madem atacaksın niye soyuyosun, madem soydun nasıl dayanamayıp yemiyorsun, maçın ikinci yarısında kale arkasından yaklaşık 5-6 tane soyulmuş mandalinanın atılması ve mandalinanın sahaya kadar ulaşması ilk anılarımdandır, gerisi gelecek...
Perşembe, Aralık 13, 2007
H.AVNİ AKER

koskoca sezon gelip geçiyor avni aker'de bu sene ilk ve son maçımı izleyeceğim büyük bir süpriz olmazsa, kombinelerden yılda 1 kerelere, ah ulan iş hayatı ahhh, halbuki şöyle bi müteahhit olsaydık, veya bi iş adamı, atlardık uçağa izlerdik maçımızı dönerdik geri, araba da havaalanında bekliyor olurdu, inşallah birgün diyelim geçelim.
Pazar, Aralık 09, 2007
PORRA!!!!
brezilyalıların ispanyolların latinlerin sık kullandığı bir küfür, ne demek olduğunu bütün interneti aramama rağmen bulamadım, sadece küfür olduğunu biliyorum o kadar, poha diye okunuyo, fenerli brezilyalılar da bolca kullanıyorlar maç içinde, bir de bi türlü bulamadığım şey ispanyol takımları gol kaçırdıktan sonra tribünlerden gelen sestir, ne diyolar kimsenin ilgisini çekmez mi kardeşim?
Perşembe, Kasım 15, 2007
A La Bien Cousin
Çarşamba, Kasım 07, 2007
-
"zavallı şeytan, bana ne verebilirsin ki?"
J.W. Goethe
"akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır.
zamanınızı ve neşenizi çalarlar."
J.W. Goethe
"isteklerimiz içimizde yatan yeteneklerimizin bir elçisidir"
J.W. Goethe
"insanın bilgisi arttıkça, huzursuzluğu da artar"
J.W. Goethe
J.W. Goethe
"akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır.
zamanınızı ve neşenizi çalarlar."
J.W. Goethe
"isteklerimiz içimizde yatan yeteneklerimizin bir elçisidir"
J.W. Goethe
"insanın bilgisi arttıkça, huzursuzluğu da artar"
J.W. Goethe
Cuma, Kasım 02, 2007
Bir Zamanlar Bizim Olan Şehirler - Otranto


Her avrupa haritasına bakışımda atalarımızın barış ve huzur getirdiği yerlere bakar biz torunlarının onların yanında bir hiç olduğunu düşünürüm, ama içlerinden bir tanesi var ki böyle bir not yazmadan geçemedim, italyanın kapısı olan otranto, fatih bir 20 yıl daha yaşasaydı roma, lazio şimdi yılda bir kez trabzona deplasmana geliyor olacaklardı...
Perşembe, Ekim 25, 2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


